yavuzzzselim
 
ÖNEMLİ OLAN | 27 Kasım 2008
 Hayata farkli açidan bakabilmekle ilgili söyle bir hikâye anlatilir:"Bir gün New-York'ta bir grup is arkadasi, yemek molasinda disariya çikar.Gruptan biri, Kizilderili'dir. Yolda yürürken insan kalabaligi, siren sesleri, yoldaki ismakinelerinin çikardigi gürültü ve korna sesleri arasinda ilerlerken, Kizilderili,kulagina circir böcegi sesinin geldigini söyleyerek circir aramaya baslar. Arkadaslari, bu kadar gürültünün arasinda bu sesi duyamayacagini,kendisinin öyle zannettigini söyleyip yollarina devam eder. Aralarindan bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder.Kizilderili, yolun karsi tarafina dogru... (devamı)
Yorum: 4 | Görüntülenme: 23 |
BİRAZ TEBESSÜM ( HA O MU?) | 06 Kasım 2008
GECE treniyle yolculuk yapıyordum. Yataklı vagonda zayıf, yaşlıca, kibar tavırlı bir yol arkadaşım vardı. Kendimi takdim ettim. Adam da kendisini tanıttı, felsefe doktoru olduğunu söyledi. İsmi aklımda kalmadı. Yatmak için yukarı tırmandım. Yukarıdaki yatak benimdi.Dedim ki:— Sayın doktor, meseleyi şimdi söyleyeyim de sonunda bir tatsızlık olmasın. Ben, gece biraz horlarım. Eğer siz hafifçe bir ıslık çalarsanız ben derhal uyanır, öte tarafa dönerim ve horlamam da geçer.O:— Zararı yok, merak etmeyin, dedi.Her zaman olduğu gibi yataklı vagonda çok güzel uyudum ve ineceğim yere yarım saat kala uyandım. Yatağımdan indiğim zaman yol arkadaşımın çıkmış olduğunu gö... (devamı)
Yorum: 4 | Görüntülenme: 36 |
ZEHİR | 01 Kasım 2008
(Zehir).  Li-li’nin kocası zengin biri olmadığı gibi, ailesine karşı sorumluluklarına dikkat eden biriydi de. O yüzden, Li-li’nin evi kocasıyla birlikte dul kayınvalidesi ile de paylaşması gerekiyordu.Gelin görün ki, aylar geçtikçe, Li-li kayınvalidesiyle geçinmenin çok zor olduğunu anlamaya başladı. İkisinin de kişiliği çok farklıydı ve bu yüzden sık sık kavga ediyorlardı. Kavgalar gitgide o kadar şiddetlenmişti ki, konu komşu da evde olup bitenlerden haberdar olmaya başlamıştı.Birkaç ay daha böyle geçtikten sonra, Li-li bu işin böyle gitmeyeceğinden iyice emin haldeydi. Bu durumun annesi ile eşi arasında kalan kocası için evliliği cehenn... (devamı)
Yorum: 3 | Görüntülenme: 36 |
HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI? | 17 Ekim 2008
Hayallerinizden Sıfır Aldınız mı? Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarını... (devamı)
Yorum: 2 | Görüntülenme: 39 |
KAÇAN ESPR | 11 Ekim 2008
 Kaçan espri  Ula temel der“Bir öğünde kaç hamsi yersin?” Temel cevap verir:“elli.” Pekala der. şimdi ramazan, oruçlu iken kaç tane yersin?-Yüz tane. Dursun hayır der.Oruçlu iken bir tane yersin, orucun bozulur.Diğer doksan dokuzunu oruçsuz olarak yersin. Espri temelin hoşuna gider. Bu espriyi hemen bir arkadaşına satması gerekir. Bir arkadaşı ile karşılaşır.    Ula söyle bana der. Bir öğünde kaç hamsi yersin? Arkadaşı cevaplar: “Yirmi tane. “ Temel “tüh be” der.   “Espriyi kaçırdın. Yüz tane deseydin sana güz... (devamı)
Yorum: 4 | Görüntülenme: 25 |
DENİZ YILDIZI | 08 Ekim 2008
Deniz Yıldızı Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür. Biraz yaklaşınca, bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:- Neden deniz yıldızlarını okyanusa atıyorsun?Genç adam yanıtlar;- Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;- Kilometrelerce sahil, binlerce denizyıldızı var. Ne değişecek ki?Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.- Onun için çok şey değişti ama... (devamı)
Yorum: 2 | Görüntülenme: 20 |
ARKADAŞLIK | 27 Eylül 2008
 ARKADAŞLIKOldukça hırçın karakterli bir genç varmış.Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vererek,ona şöyle bir nasihatte bulunmuş;" Bir arkadaşınla tartışıp kavga ettiğinde,bir arkadaşını herhangi bir sebepten dolayıincittiğinde veya kalbini kırdığında,o arkadaşın için odana koymuş olduğumşu tahta perdeye bir çivi çak."O günden sonra genç adam babasının tavsiyesine uyarakbirinci gün tahta perdeye 37 çivi çakmış.Sonraki günlerde kendi kendini kontrol etmeye çalışmışve geçen her günün sonunda daha az çivi çakmış.Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış.Babasına... (devamı)
Yorum: 3 | Görüntülenme: 42 |
İMAN | 20 Eylül 2008
AYNAYA BAKIN"Abdullah-ı Şemdînî", âlim ve evliyâ zât.Bir gün, talebesine şöyle etti nasîhat:(Biliniz ki müslümân, "Ekmek" ve ''Su" gibidir.Yâni o, herkes için, her an fâidelidir.Kâmil bir müslümândan, kötülük sâdır olmaz.Zîrâ Onun içinde, hiç fenâlık bulunmaz.Öyle olmalıdır ki hakîkî bir müslümân,Hiç kimse görmemeli ondan zarar ve ziyan.Öyle uzuvlardır ki, yâni bu "El" ve "Dil"ler,Hem hayr'a, hem de şerre âlet olabilirler.Dil ile, kimi eder fâideli nasîhat.Kimi de, aynı ... (devamı)
Yorum: 2 | Görüntülenme: 23 |
BEŞ BÜYÜK NİMET | 20 Eylül 2008
BEŞ BÜYÜK NÎMET"Şemseddîn-i Sivâsî", çok korkardı Allah'tan.Şiddetle kaçınırdı her günâh ve harâmdan.Bir gün, sevdiklerine buyurdu: (Kardeşlerim!Size, İlim hakkında bilgi vermek isterim.Bir kadın, kocasından müsâde almadıysa,Uzun yola gidemez, bu sefer Hac da olsa.Ve lâkin gidebilir, İlim öğrenmek için.Zîrâ vazîfesidir bu, her mü'min kişinin.Hem sonra, dünyâdaki canlı, cansız varlıklar,İlim öğrenenlere, duâda bulunurlar.Melekler, kanadını serip onun önüne,Derler ki: (Bassın o kul, kanadım üzerine.)İlmin ehemmiyeti hakkında bu büyük zât,Bunları söyliyerek... (devamı)
Karma (+1) Özgün Yorum: 2 | Görüntülenme: 6 |
TEMEL TAMİRATTA | 06 Eylül 2008
TEMEL TAMİRATTAAmerika'ya göçen Temel, birikimleri ile bir otomobil tamirhanesiaçmıştı. Birgün kaputu açmış, motorun silindir başlıklarını sökerken, dünyacaünlü kalp cerrahi Dr. De Bakey'nin içeri girdiğini gördü. Doktor mercedesinebir göz atmasını istiyordu.Temel :"Siz ünlü doktor De Bakey'siniz değil mi" diye sordu.."Evet" dedi, doktor. Temel simsiyah ellerini bir beze sildi ve hafif birtebessümle sordu :"Sayın ünlü doktor, burada ne yaptığıma dikkatle bakın, lütfen..Ben de kalpleri açıyorum. Kapakçıkları dışarı çıkarıyorum, temizliyor,düzeltiyorum, bozulanların yerine yenilerini takıyor... (devamı)
Yorum: 1 | Görüntülenme: 8 |
GERÇEK GÜZELLİK, GERÇEK SEVGİ | 02 Eylül 2008
.: Gerçek Güzellik, Gerçek Sevgi :.      "Bebeğimi görebilir miyim" dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağını açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı.      Bebeğin kulakları yoktu... Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.      Aradan yıllar geçti, &cc... (devamı)
Yorum: 1 | Görüntülenme: 11 |
SEVGİ ÜZERİNE SÖYLENMİŞ SÖZLER | 28 Ağustos 2008
Sevgi Üzerine Söylenmiş Sözler Ağlama! Gözlerine yaş değmesin. Gül! Dudaklarından tebessüm eksilmesin. Sev! Kalbinden yerim silinmesin. Unutma ,sen sadece benimsin….Aşk bir kum tanesi ise sana kumsalları vereyimAşkımı dağlara yazacaktım aşkımdan büyük dağ bulamadım..Ayrılık küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir. Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi…Bana unut dediler seni. Unuttum; ama seni değil, bana seni unut diyenleri.Ben sende imkansızlıkları sevdim fakat asla umutsuzlukları değil.Bilirmisin geceler ne kadar uzun gelir bekleyenlere, hele o beklenenler vazge&... (devamı)
Yorum: 3 | Görüntülenme: 80 |
FAKİR VE KÖR | 26 Ağustos 2008
Kibirli ve zengin birisi kapısına gelen bir fakire bir şey vermediği gibi, onu hem paylar hem de kapıyı yüzüne kapatır.. Zavallı fakir içlenir; bir tarafa çekilir ve oturur, ağlamaya başlar.. Bir kör, onun ağlamalarını duyar. Kalkar yanına gelir, niçin böyle üzgün olduğunu, ağladığını sorar. Fakir olanı biteni anlatır. Kör, teselli vererek, üzülmemesini, kendi evine gelmesini, evinde kalmasını, ekmeğini çorbasını kendisiyle paylaşmasını ister ve ısrarda eder. Fakir onun içtenliği ve ısrarı karşısında kabul eder, onunla gider. Kör ona karşı çok güzel bir konukseverlik gösterir. Fakirin, hem karnı doyar hem de gönlü hoş olur. Gö... (devamı)
Yorum: 1 | Görüntülenme: 13 |
MAHARET Mİ? | 25 Ağustos 2008
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdili kıyafet yapmış, Kuşlar Çarşısı'nı geziyormuş... Avcılar avladıkları kuşları, tuzakçılar yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar. Bir ara gözü kekliklere ilişir padişah'ın. Bir grup kekliğin üzerindeki varakta, "Tane işi satış fiyatı 1 altın" yazıyor. Hemen yanı başlarında asılı, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı; 300 altın. Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılır. "Hayırdır" der satıcıya, "Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?" Satıcı, "Bu keklik özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi... (devamı)
Görüntülenme: 36 |
UYAN KARDEŞİM | 23 Ağustos 2008
Bu devran bozulmuş düzen kalmamış Haklılar haksızlardan hesap sormamış Okumuş der artık doğru kalmamış Kulun ruhuna işlemiş yalan kardeşim Gerçekler kaybolur yalan görülür Sevgi duvarı yıkılır nefret örülür Bacım bu gözlere çıplak görünür Bir bak şu halinden utan kardeşim Bu devran bozulmuş kalmamış mertlik Herkesin bildiği dayılık sertlik Bir ülkede yaşıyorsak nerde kardeşlik Artık gaflet uykusundan uyan kardeşim Kimi menfaati için koltuk peşinde Kimi kuru bir soğan ekmek peşinde Kimi tatlı yiyorken kimi acı içinde Tanrı birgün hesabını sorar kardeşim Nerde bu ülkenin bir sürü bakanı Görmüyorlar garibi ezip yıkanı Vururlar ... (devamı)
Karma (+1) Özgün Yorum: 1 | Görüntülenme: 26 |
DİLE BENDEN DÜNYALARI VEREYİM | 19 Ağustos 2008
Dile Benden Dünyaları VereyimEğer gelmeseydin aşk ocağına hiç bitmezdi derdim belam sultanım Kalbim kör değil ki kadrin bilmesin Sensiz cinnet olur hayat sultanım Dile benden dünyaları vereyim Dile benden başım koyup öleyim Dile benden bu canımı vereyim Senin arzuların benim üstüme Emrin canım başım gözüm üstüne Şeyda bülbül gibi güzel yüzünü Gördükçe ağlıyor gözler sultanım Gül zarı cennettir kapın eşiğin Yüreğine girmek devlet sultanım Dile benden dünyaları vereyim Dile benden başım koyup öleyim Dile benden bu canımı vereyim Senin arzuların benim üstüme Emrin canım başım gözüm üstün... (devamı)
Yorum: 1 | Görüntülenme: 12 |
NE ALMIŞLAR Kİ | 17 Ağustos 2008
Temel ile Fadime kavgaya tutuşmuşlar;Temel demiş ki eve köpek alalum,Fadime de yok paluk alalum demuş.Temelun kayınpiladeri, fadumenin de agabeyu olan Tursun  bakar ki kavga çikacak, nerdeyse 15 yıllık  yuva dağilip, bozulacak;Ula uşaklarım turun demiş, Ondan kolay ne varkiAlırsiniz.....................................biter demiş... NE ALMIŞLAR OLA Kİ; (devamı)
Yorum: 5 | Görüntülenme: 52 |
FIRTINA'DA BİLE UYUYABİLMEK | 17 Ağustos 2008
Genç bir adam Amerika'nın batısındaki bir çiftliğe iş başvurusunda bulunmuştu.Çiftliğin sahibi ona özelliklerini sorduğunda adam kendine güvenen bir edayla şöyle cevap vermişti: "Rüzgar estiğinde dahi uyuyabilirim.." Bu söz yaşlı çiftlik sahibinin kafasını çok karıştırmıştı, fakat bu zeki genç adamdan da çok hoşlanmıştı; bu yüzden onu işe aldı.Birkaç gün sonra yaşlı çiftlik sahibi ile karisi gece yarısı çok sert ve şiddetli bir rüzgarla uykularından fırladılar. Bir sorun çıkma ihtimaline karşı her yeri kontrol etmeye başladılar. Pencere ve kapıdaki kepenklerin sıkıca kapatılıp kancalarının yerlerine takıldığını g&ou... (devamı)
Görüntülenme: 8 |
DEVE İLE FARE | 16 Ağustos 2008
Bir varmış, bir yokmuş. Kendini beğenen bir fare ve arkadaşlarını kırmak istemeyen bir deve günlerden bir gün arkadaş olmuş. Fare devenin bu huyunu bildiği için onun yularını eline almış. O önde deve arkada yol almışlar. Onları görenler şaşkınlıklarını saklayamamışlar: Yuları farenin elinde olan koskocaman bir deve!..Deve fareyi kırmamak için itiraz etmeden onun arkasından yürüyormuş. Fare ise kocaman bir deveye aklınca üstünlük sağladığını düşünüyor, kendini beğeniyor ve “Ben ne yiğit, kuvvetli biriymişim. Koskoca deveyi yularından tutmuş sürüklüyorum” diyormuş. Farenin bu kendini bilmez hali devenin dikkatini çekmiş. Farenin ç... (devamı)
Yorum: 4 | Görüntülenme: 47 |
Sonraki yazılar >>
BLOG SAHİBİ
yavuzzzselim


40
Ankara
 
GİRİŞ:
E-posta:
Şifre:
Unuttum
Beni Hatırla
 
  
 
KATEGORİLER
 
ARŞİV
 
FAVORİLERİM
 
 
 
 
 
 
 
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.
azbuz3