ikizce45
 
dünyaya gelişi ve çocukluğu (2) | 01 Aralık 2007
Peygamber Efendimizin Annesine GetirilmesiSaadet Güneşi, ömrünün dört yılını geride bırakmış, oldukça gürbüzleşmiş ve gelişmişti. Zâtında görülen gariplikler, hele göğsünün yarılması hâdisesi, Hz. Halîme’yi bütün bütün düşündürmeye ve telaşlandırmaya başladı. Hattâ artık endişe duyuyordu. Canı gibi sevdiği Efendimizin başına hoş olmayan herhangi bir hâdisenin gelmesinden korkuyordu.İşte bu düşünce, endişe ve korku, Halîme ve kocası Hâris’i şu kararı almaya mecbur etti: "Başına bir iş gelmeden bu yavruyu annesine teslim etmeliyiz."Halîme’nin içi cayır cayır yanıyordu, ama ne yapabilirdi ki? Nihayet Nur Çocuk kendisine muvakkaten emânet edilmişti. Emânete el koyacak hali yoktu ya.Sa’doğulları yurduna dört sene ışık saçan Saâdet Güneşi, şimdi ... (devamı)
Görüntülenme: 140 |
dünyaya gelişi ve çocukluğu | 01 Aralık 2007
Resûl-i Ekrem Efendimizin Dünyaya TeşrifleriYeryüzünü mânevî bir karanlık kaplamıştı.Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden âdetâ mâteme bürünmüştü. Gözyaşı döken gözler değil, ruh ve kalblerdi. Kalb ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumi yas ilân edilmişti.Yeryüzü saâdetin, sevincin, huzurun kaynağı olan "Tevhid" inancından mahrumdu. Küfür ve şirk fırtınası ruh ve kalbleri kasıp kavurmuştu. Gönüllerde tek mâbud yerine, birçok batıl ilâhlar yer almıştı. Hakiki sahibini arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu.İnsanlar birbirini yiyen canavarlar misali vahşileşmiş; küfür şirk, cehâlet ve zulüm bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı. Zalimin zulüm kamçısı altında mazlum inim inim inler hale gelmişti.Âlem ... (devamı)
Görüntülenme: 116 |
Miraç (2) | 01 Aralık 2007
İkinci Akabe BîatıBi’setin 13. senesi (Milâdî: 622). Bu senenin hac mevsiminde, Kur’an muallimi Mus’ab bin Umeyr Hazretleri, hem Medine’deki İslâmî gelişmeyi bizzat Peygamber Efendimize bildirmek, hem de haccetmek üzere, Evs ve Hazreç kabilelerine mensup ikisi kadın 75 Müslümanla Mekke’ye geldi. Bunları temsilen bir grup Mescid-i Haram’da amcası Hz. Abbas’la oturan Resûl-i Ekrem Efendimizin yanına vardılar ve şu teklifte bulundular:“Ya Resûlallah! Biz oldukça kalabalığız. Seni yanımıza almak, size yardımcı olmak, uğrunuzda canımızı fedâ etmek, şahsımızı koruduğumuz şeylerden zâtınızı da esirgeyip korumak üzere söz birliği etmiş bulunuyoruz. Bu hususta sizinle daha geniş konuşmak için nerede buluşalım?”Resûl-i Kibriyâ, yine Akabe’de buluşmay... (devamı)
Görüntülenme: 77 |
Miraç (1) | 01 Aralık 2007
İsrâ ve Mi'raç Mu'cizesiHicretten bir buçuk sene önce, Recep ayının 27. gecesiydi. Bu gecede Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan İsrâ1 ve Mi'raç2 mu'cizesi vuku buldu.Mezkûr gecede Cebrail (a.s.) geldi ve Resûl-i Zîşan Efendimizi Mescid-i Haramdan3 alıp Burak ile Mescid-i Aksâya4 götürdü. Oradan da, gökyüzündeki harika icraat ve Cenâb-ı Hakkın kudretine delalet eden âyet ve alâmetlerin birer birer gösterilmesi için, semavata çıkartıldı. Sema tabakalarında bulunan bütün peygamberlerle görüştürüldü. Oradan da imkân ve vücub ortasında Kab-ı Kavseyn ile işaret olunan makama çıktı. Kendilerine bir çok acib ve garip şeyler temaşa ettirildi. Ve bilemeyeceğimiz, anlayamayacağımız bir şekilde mekândan münezzeh olan Cenâb-ı Hakkın... (devamı)
Görüntülenme: 119 |
Efendimizin peygamberliğini açıklaması (2) | 01 Aralık 2007
Müşriklerden Yeni TekliflerHidâyet dairesi gittikçe genişliyordu. Îmân ve Kur’ân nûru bütün haşmet ve parlaklığıyla ruhları aydınlatmaya devam ediyordu.Kureyş müşriklerinin telaş ve endişeleri ise had safhadaydı. Hele parmakla gösterilen kahramanlarından biri olan Hazret-i Hamza’nın inananlar tarafında beklenmedik bir zamanda yer alması kendilerini bütün bütün şaşırttı. Şirk kalesinde gün geçtikçe yeni ve daha büyük gediklerin açılması onları değişik planlar kurmaya ve yeni yeni tertiplere girmeye sevketti.Birgün, Kureyş kabilesi ileri gelenlerinden Utbe bin Rebîa, bir grup müşrike, “Ey Kureyşliler! Muhammed’in yanına gidip konuşsam ve kendisine bazı tekliflerde bulunsam, nasıl olur? Umulur ki, o bu tekliflerden bazılarını kabul eder, biz d... (devamı)
Görüntülenme: 47 |
Efendimizin peygamberliğini açıklaması | 01 Aralık 2007
ALENÎ DÂVETEfendimizin Peygamberliğini AçıklamasıPeygamberliğin İlânı ve Davetin Birinci SafhasıBütün insanlığa hitap edecek ve bütün dünyayı kucaklayacak bir din, elbette gizli kalamazdı. Madem, insanlığı maddî manevî huzura kavuşturmak için bu din gönderiliyordu. Öyle ise açıktan açığa insanlara bildirilmesi ve tebliğ edilmesi zaruri idi.Cenâb-ı Hak, kâinatta her şeyi tedric kanununa bağlamıştır. Bu kanuna riâyet ve itâat etmeyenlerin zamandan alacakları cevap hiç şüphesiz muvaffakiyetsizlik olacaktır.Resûlullah Efendimiz de, Allahtan aldığı talimât üzere bu kanuna riâyet etti. Üç sene müddetle peygamberliğini ve İslâmiyeti açıktan açığa kimseye bildirmedi ve anlatmadı. Tebliğinde son derece tedbirli ve ihtiyatlı davranıyor, ancak emniyet... (devamı)
Görüntülenme: 69 |
Peygamber efendimize(s.a.v) peygamgamberliğin verilişi | 30 Kasım 2007
Şu kâinatın sahip ve mutasarrıfı, elbette bilerek yapıyor ve hikmetle tasarruf ediyor ve herşeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve herşeyde görünen hikmetleri, gàyeleri, faideleri irade ederek tedvir ediyor.Mâdem yapan bilir; elbette bilen konuşur.Mâdem konuşacak; elbette zîşuur ve zîfikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak.Mâdem insan nev’i ile konuşacak; elbette insanlar içinde kàbil-i hitap ve mükemmel insan olanlarla konuşacak.Mâdem en mükemmel ve istidâdı en yüksek ve ahlâkı ulvî ve nev-i beşere muktedâ olacak onlarla konuşacaktır; elbette dost ve düşmanın ittifakıyla, en yüksek istidatta ve en alî ahlâkta ve nev-i beşerin humsu [beşte biri] ona iktidâ etmiş ve nısf-ı arz onun hükm-ü mânevîsi altına girmiş ve istikbâl onun getirdiği ... (devamı)
Görüntülenme: 91 |
Peygamber Efendimizin On İki Yaşından Otuz Yaşına Kadar Olan... | 30 Kasım 2007
Peygamberimizin, Amcasıyla Şam’a GidişiKâinatın Efendisi Peygamberimiz (a.s.m.) on iki yaşına girmişti. Akranları arasında artık farklı beden ve sîmâya sahipti. Sîmâsı etrafa pırıl pırıl nurlar saçıyordu. Gönlü huzur doluydu.Onu yanında barındıran Ebû Tâlib ise o sırada büyük bir geçim sıkıntısı içinde idi. Bunun için de ticaretle uğraşmaya kendisini mecbur hissetmekteydi. Bu maksatla da Kureyş’in o sene tertiplediği ticaret kervanına katılarak Şam’a gitmeyi kararlaştırdı.Yol hazırlıkları yapılıyordu. Yapılan hazırlıklar Peygamber Efendimizin (a.s.m.) gözleri önünde cereyan ediyordu. Haliyle çok sevdiği amcası kendisinden bir müddet ayrılacaktı. Ama o buna nasıl tahammül edebilirdi? Yıllar önce de hem muhterem babasını, hem de aziz annesini... (devamı)
Görüntülenme: 58 |
Dünya hayatını ahirete tercih etmek | 30 Kasım 2007
İnsan hep aldanışlarının kurbanı olmuştur. Cennette meskunken, kulağına fısıldanan ebedi olma düşüncesi uğruna Rabbinin kendisi için belirlediği sınırı ihlal eden insan, bu aldanışının bedelini cennet yurdunu yitirerek ödemiştir. Ne var ki ödediği bu büyük bedel bile insanoğlunun yeryüzündeki hayat serüveni müddetince daha büyük aldanışlara yönelmesini, anlık gaflet ve aldanışların da ötesinde zaman zaman Rabbine karşı cephe almasını engelleyememiştir. Şu ayetler, bir yaratılmışın yaratıcısına, kendisini yoktan var edip büyüten ve sayılamayacak nimetlerle donatan Rabbine karşı giriştiği bu yüzkarası isyana işaret etmektedir: “Ey insan! Şüphe yok ki sen Rabbine karşı çaba üstüne çaba göstermektesin; sonunda O'na varacaksın.” (İnşikak 84/6)“,... (devamı)
Görüntülenme: 3475 |
Hızır (a.s) kimdir? | 30 Kasım 2007
Hz. Mûsâ döneminde yaşamış ve peygamber olması kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir şahsiyet.Kur'ân-ı Kerîm'de, Hızır (a.s.)'ın isminden açıkça bahsedilmez. Ancak Kehf Sûresi'nin 60-82. âyetlerinde yer alan Hz. Mûsâ ile ilgili kıssadan "Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve kendisine ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul..." (18/65) diye sözü edilen şahsın Hızır (a.s.) olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü bizzat Peygamber Efendimizden gelen sahîh hadislerde bu şahsın Hızır olduğu açıkça belirtilmiştir (bk. Buhârî, İlm 16, 44, Tefsîru'l-Kur'ân, Tefsîru Sûrati'l-Kehf 2-4; Müslim, Fedâil 170-174).Bu rivayetlere göre bir gün Hz. Mûsâ İsrâil oğulları arasında vaaz ederken ona kendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup olmadı... (devamı)
Görüntülenme: 699 |
EZANLA NAMAZ ARASI HAYATLAR | 05 Ekim 2007
Bir dede ile torununun konuşmalarına kulak veriyoruz:  Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor:   "Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?" Dede tatlı bir gülücükle:   "Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince torun:   "Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der. Dede:   "Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." diye cevap verir. Torun yeniden sorar:   "Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu ne demek açıklar mısın?"   Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:   "Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. O çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezan... (devamı)
Görüntülenme: 215 |
SEVGİ SINAVI | 05 Ekim 2007
Bir gün, ermişlerden birine sormuşlar:   'Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar arasında ne fark vardır?'   'Bakın, göstereyim' demiş ermiş.   Bir sofra hazırlamış. Sevgiyi dilinden düşürmeyen, ama dilden gönüle de indirmeyen kişileri çağırmış bu sofraya.   Hepsi yerlerine oturmuşlar.   Derken, tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da 'derviş kaşığı' denilen bir metre boyunda kaşıklar.   Ermiş:   'Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz' diye bir şart da koşmuş. 'Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.'   'Peki' demişler ve çorbayı içmeye girişmişler.   Fakat o da ne?   Kaşıklar uzun ... (devamı)
Görüntülenme: 201 |
ADI GÜL,ADI YAĞMUR,ADI SEN | 05 Ekim 2007
Penceremi açtım sensiz bir korulukta...  Yola bakardı bir yanı,  Bir yanı uçsuz bucaksız bir dağa.  İsimler koyardım seni andığım zamanlara.  Adı gül, adı yağmur, adı sen...   Kimse bilmezdi yağmur nasıl düşer pencereme.  Her bir damla sana sevdalı gelirdi.  Yüreğime inerdi usul usul.  Oysa,  Kurak bir iklime düşmektesin,  Çölde açmaz menekşeler. Bilmezdim.   Penceremi açtım sensiz bir zamanda.  Gül devri değildi gördüğüm manzara.  Sen devri değildi.  Üşüdüm bir kış ayazında.  Seni sordum adını dahi duymamışlara.  Ağlamak kâr eder mi bilmem:  Ağladı... (devamı)
Görüntülenme: 81 |
SEVGİLİ DENDİMİ? | 05 Ekim 2007
Sevgili dendi mi?  Kalp iki şak olup yarılmalı  Sevdaya yanmalı, aşka yanmalı  Sevgili dendi mi?  Sen gelirsin aklıma  Aşk denince sen, yar denince sen  Her şeyde seni bulmalı  Seni anmalı her kelimede   İsmin dudaklarımdan  Deli bir poyraz gibi çıkmalı  Susmalı seni konuşurken  Susmalı yer ve gök  Susmalı bütün kâinat  Sonra denizler kabarmalı  Yıldızlar gökyüzüne seni yazmalı   Şimdi sen diyerek seviyorum gülleri  Gül çağını hatırlattığı için  Gül dikmeli her bahçeye  Gül açmalı günahkâr ve kirli yüzlerimizde  Sen diyerek güle aşık olmal... (devamı)
Görüntülenme: 58 |
HAZRETİ MUHAMMED (S.A.V)ÜSTÜNLÜKLERİ VE MUCİZELERİ | 15 Eylül 2007
 Hazreti Muhammed’in Allah’ın peygamberi olduğunu açıklayan şahidler sayılamayacak kadar çoktur. Allahü Teala “Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım.” buyurmuştur. Bütün varlıklar Allahü Teala’nn varlığını, birliğini gösterdiği gibi, Hazreti Muhammed’in peygamber olduğunu ve üstünlüğünü de göstermektedir.1. Mahluklar içinde ilk olarak Muhammed Aleyhisselam’ın ruhu yaratılmıştır.2. Allah’u Teala, O’nun ismini arşa, Cennetler ve yedi kat göklere yazmıştır.3. Muhammed Aleyhisselamın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır.4. Meleklerin Hz. Adem’e karşı secde etmelerinin emr olunmasının sebebi, alnından Muhammed Aleyhisselam’ın nuru bulunmasıydı.5. Adem Aleyhisselma zamanında, namaz için okunan ezanda, Hz. Muhammed’in i... (devamı)
Görüntülenme: 89 |
BERAT GECESİ VE FAZİLETİ | 15 Eylül 2007
Tüm islam Aleminin Beraat Kandili Mubarek olsun insAllah...Dinimizde özel bir yeri olan mübarek gecelerin ihyası, biz Müslümanların, Rabb'imize karşı kulluk vazifelerini kâmilen yapıp yapmadığımız hususunda kendimizi bir muhasebeye çekme fırsatı ve görevlerimizi yeniden hatırlatma imkânı bulmamız noktasında büyük bir öneme haizdir. Bu gecelerden birisi de şâban ayının on dördünü on beşine bağlayan gece yani Berâet Gecesi'dir. Bu geceye; bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle "mübarek"; kulların günahlarının affolunması ve temize çıkarılmaları sebebiyle "berat"; kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle "rahmet"; bu geceyi iyi değerlendiren kulların seçilerek salih kulların arasına alınması sebebiyle de "berae ve sakk" adı verilmiştir. K... (devamı)
Karma (+1) Yararlı Görüntülenme: 328 |
CEHENNEM AZABI | 14 Ağustos 2007
Ey insanlar! ALLAH’ın size olan nimetini hatırlayın. ALLAH’tan başka size göklerden ve yerden rızık veren bir yaratıcı var mı? O’ndan başka hiçbir ilah yoktur.O halde nasıl oluyor da haktan döndürülüyorsunuz. “Kabir, Cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut Cehennem çukurlarından bir çukurdur.”Hadis-i Şerif Cehennem; onlar oraya girerler; ne kötü bir yataktır o. İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin. Ve onun şeklinden başka, çift çift (olan daha beter azablar) vardır. (Sad Suresi, 56-58) Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü melekler vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler. (Tahrim Suresi, 6) H... (devamı)
Görüntülenme: 897 |
NAMAZ'I TERKETMENİN KORKUNÇ SONLARI | 08 Ağustos 2007
"Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın Adıyla "°"HER KİM DE BU DÜNYADA KÖRLÜK ETTİYSE, O ARTIK AHİRETTE DAHA KÖR VE GİDİŞÇE DAHA ŞAŞKINDIR."İsra/72 ) (İNŞAALLAH, ALLAH C.C. ve Rasûlu'nün (S.A.V.) emir ve yasaklarına körlerden ve hafife alanlardan olmayalım. Ayrıca şeytanın, buradaki emir ve yasakları okumanızı, amel etmenizi engellemesine veya bu emirleri hafife almanız için uğraşmasına izin vermeyin. Bu şeytanın muhtemel hilelerindendir)(Bu yazıdaki Hadis-i Şerifler kaynakları belirtilmiştir, sakın şüpheye düşenlerden olmayın. Ebedi Kurtuluşun anahtarlarından biri ve dinin direği namazdır)°"Sizi cehenneme sürükleyen sebep nedir? Derler ki: 'Biz namaz kılanlardan değildik'." Müddessir/42°"Sonra onların arkasından namazı savsaklayan ve nefislerinin ... (devamı)
Görüntülenme: 821 |
ŞEYTAN FISILTISI VESVESE | 08 Ağustos 2007
Kalbimiz, bir tür misafirhane gibidir. Hayat boyu meydana gelen iç ve dış tesirlere ev sahipliği yapar durur. Bu tesirlerin en önemlisi de, irade dışı meydana gelen iç fısıltılardan oluşur. Bu fısıltıların bir kısmı iyi huylu, bir kısmı kötüdür. Bu durumda ev sahibine düşen; iyileri ağırlayıp, kötüleri uğurlamaktır.Kalbimiz, düşünce ve eylemlerimizi şekillendiren bazı iç fısıltıların adeta harman olduğu bir alandır. Pek de isteğimize bağlı olmayan bu seslere “hâtır” adı verilir. (Hatıra kelimesi de buradan gelir. Fakat Türkçe’de hatıra kelimesi burada dediğimiz anlamında kullanılmaz.) Hâtırlar, iç dünyamızda yankılanan etkili telkin unsurlarıdır ve iradeyi yönlendirme gücüne sahiptir. Birçok hareketimiz kalbimize doğan bu sesin somutlaşmış ... (devamı)
Görüntülenme: 531 |
Sonraki yazılar >>
BLOG SAHİBİ
ikizce45


28
İzmir
 
 
  
 
KATEGORİLER
 
ARŞİV
 
FAVORİLERİM
 
 
 
 
 
 
 
© 2006 Azbuz.com. Her hakkı saklıdır. Blog tutmak ve site yapmak için Türkiye'de bir numara.