|
Arayış
| 07 Haziran 2009 |
|
|
|
Elleri tutunacak bir yer arıyordu çaresizce ve etrafına bakıyordu kör karanlıkta, bir şeyler bulacakmışçasına. Kulağına fısıldanan sessizlik ve yalnızlıktı, görebildiği ve duyabildiği sadece buydu. Yinede umudunu kaybetmeden karamsarlığa düşmeden aranıyordu elleri, belki bu sefer diyerek uzanan ellerinin boş kalmasına alışmıştı artık. Bir ışık yoktu ona bu yolda sadece sessizlik ve yalnızlıktan başka.Ellerinin titrediğinin farkında bile değildi artık, ağlamak istediğini biliyor ama bir türlü başaramıyordu, bu onu daha da içinden çıkılmaz bir kuyuya atıyordu ve çaresizliği bir çığ gibi her saniye birikerek artıyordu...Umutsuzluğunun doruğuna ulaştığında onu karşılayan sadece ...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 48
|
|
|
|
Çolağın Oğlu
| 07 Haziran 2009 |
|
|
|
Mustafa emmi nam-ı diğer (Çolağın Oğlu) prensip sahibiydi. Erkek ve kadına gerek olacak her türlü araç ve gereç tamamdı evinde Ne kimseden bir şey ister, nede kimseye bir şey verirdi. Kadını komşuya saç-elek istemeye göndermek, ayıptı Ona göre…İstemek dedim de aklıma geldi. O günlerde çakmak yoktu galiba. Ne muhtar çakmağı, ne de likit gazla çalışanı… Kibrit te mi az bulunuyordu ne. Özellikle kış günleri gece yatmadan önce meşe kütüğü közleri, küle gömülerek kömürleşmesi önlenmeye çalışılırdı. Sabahleyin ocak ya da sobadaki yakacaklar, bu közlerin yardımıyla tutuşturulacaktır.Sa...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 29
|
|
|
|
Yol Hikayeleri Bir Sırtçantalı Olmak
| 07 Haziran 2009 |
|
|
|
Kaldığım otelin -Valentin- yemekleri o denli nefis ki, otelde 3 J.D` ye kalırken yemeklere 4 J.D veriyorum. Yoğurtla hindistan cevizini karıştırıp içine de biraz şeker koymuşlar, öyle enfes bir tat vermiş ki, diğer yemekler oldukça leziz görünümlü, hepsi de çok güzel. Uzun zamandır böyle bir sofra hem görmedim hem tatmadım. Yemekler harika, otel harika, rüzgar ve serin hava harika ve tabii ki Petra.Sokaklar inişli, yokuşlu. Bir inişe kendimi kaptırırken yokuşta afallıyorum. Zira yorucu dik yokuşlar var. Hatta insanlar evlerine gitmek için dik merdivenleri tırmanıyorlar. Burda yaşamak tırmanmak demek sanki...Aklım yemekte olduğu halde otelin yolunu tuttum. İnsanı alıp g...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 17
|
|
|
|
Örnek Bir Dostluk Mektubu
| 07 Haziran 2009 |
|
|
|
(Bir dosttan aldığım mektubu onun da izniyle paylaşmak istedim.)05.01.2008Can dostum,Takvimlerin 04 ocak, saatin17.00’yi gösterdiği zamanda gönderdiğin çok kıymetli kitabı aldığımda mutluluğumu sana kelimelerle ifade etmekte zorlanıyorum. İlkin telefona sarılıp sana teşekkür etmeyi bir görev saydım. Çünkü bizleri burada unutmadığın için. İyi gün dostu çok bulunur ama sizler gibi dostlar az kaldı, şu ölümlü dünyada!..Can dostum, haziran ayında orak biçerken susayan, eline aldığı bir tas suyu bir nefeste içen babam gibi ben de kitabını elime aldım ve o gece saatlerin 01.10’u gösterdiğinde bitirdim. Beni o kadar etkiledi ki gö...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 14
|
|
|
|
Zalim
| 14 Aralık 2008 |
|
|
|
Pür ateşim açyırma benim ağzımı zinhar, Zalim beni söyletme derunumda neler var; Bilmezmiyim ettiklerini eyleme inkar, Zalim beni söyletme derunumda neler var.
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 95
|
|
|
|
Anonim Halk Şiiri ve Türleri
| 26 Kasım 2008 |
|
Kategoriler : Kültür - Sanat > Edebiyat , Kültür - Sanat > Edebiyat > Bilim Kurgu
|
|
Anonim halk edebiyatının özellikleri ve şiir türleri ile ilgili bilgiAnonim Halk Edebiyatı : Söyleyeni belli olmayan, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yayılan, halkın ortak malı olan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Özellikleri şunlardır: 1) Belli bir sahibi yoktur. Halkın ortak malı olan ürünlerden oluşur. 2) Dili sade, akıcı bir halk Türkçesidir. 3) Şiirlerde hece ölçüsünün 7'li, 8'li, 11'li kalıpları ağırlıklı olarak kullanılır. 4) Somut ve gerçeklerle iç içe bir edebiyattır. 5) Şiirlerinin nazım birimi dörtlüktür.6) En çok yarım kafiye kullanılmıştır.. Bazı manilerde cinaslı kafiye görülür....
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 10239
|
|
|
|
Âşık Tarzı Türk Edebiyatı Nedir?
| 26 Kasım 2008 |
|
Kategoriler : Kültür - Sanat , Kültür - Sanat > Edebiyat
|
|
Âşık Tarzı Türk Edebiyatı Nedir?Şiirini, aşk, doğa, kahramanlık gibi konularda, sazıyla birlikte söyleyen şairlere İslâm’dan önce “ozan”, “baksı”, “kam” denilirken, İslâm’ın kabulünden sonra “âşık” ya da “saz şairi” denmiştir. Âşık, bir yönüyle eski destan (epope) geleneği sürdüren, ama başka bir yönüyle, adının da belirttiği gibi “sevda şiirleri” (lirik türden şiirler) söylemekle görevlenmiş bir sanatçıdır.Bu âşıkların oluşturduğu edebiyata da “âşık tarzı Türk edebiyatı” denir.Âşık tarzı Türk edebiyatı (şiiri), Anadol...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 1803
|
|
|
|
Divan Edebiyatı ve Türleri
| 26 Kasım 2008 |
|
|
|
Divan edebiyatı Türklerin İslâm dinini benimsemesinden sonra ortaya çıkan yazılı edebiyattır. Arap ve Fars edebiyatının etkisi altında gelişmiştir. Bu etki, Arapça ve Farsça sözcüklerin Türkçe’ye girmesinin yanı sıra, bu dillerin anlatım biçimlerinin benimsenmesiyle de kendini gösterir. Divan edebiyatı denmesinin nedeni, şâirlerin şiirlerini divan denen el yazması kitaplarda toplamış olmalarıdır. Kur'anı Kerim’in Arapça olmasından dolayı pek çok toplumun kültür dili değişime uğradı. İranlılar 9. yüzyılda edebiyat ürünlerini, Yeni Farsça diye adlandırılan bir dille vermeye başladılar. İran edebiyatının bu &uu...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 524
|
|
|
|
Dini-Tasavvufi Türk Edebiyatı
| 26 Kasım 2008 |
|
|
|
Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet'in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da denir. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır.En belirgin özellikleri şunlardır: Kurucusu 12. yüzyıl...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 49
|
|
|
|
sen var ya kızım
| 23 Ekim 2008 |
|
|
|
sen var ya kızım sen sevmesini bilmeyen aşk için hiç değmeyen birisin aynı zamanda zır delinin birisin adını kalbime aşkla yazmıştım güzel bir hayali gerçek sanmıştım senin sevgine nasıl da kanmıştım seni sevdiğim için özür dilerim... aşkından karşılık beklemek suçmuş şu vefasız dünyada neler yokmuş senin beni sevmeye niyetin yokmuş seni sevdiğim için özür dilerim... intikamım acıdır yapmayan yalancıdır söyle bu kaçıncıdır senin bana yaptıkların herşeyin bir sırası var sıra bana gelecek unutma ki şunu zalim son gülen iyi gülecek yaptığın yanına kalmayacak bir kıyamet kopacak kulağını aç iyi dinle zalim seninle hesabım var intikamım alı...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 242
|
|
|
|
BRANŞ İŞARETLERİ
| 29 Eylül 2008 |
|
|
|
Bilgi İşlemTurizmBandoPatlayıcı MaddeHaberleşmeTrafikKöprü KorumaDenizÇevik KuvvetHavalimanı KorumaTBMM KorumaCumhurbaşkanlığı KorumaHavacılıkBaşbakanlık KorumaHassas Bölgeler KorumaÖzel Harekat Genel HizmetEğitim ve ÖğretimKriminal
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 65
|
|
|
|
Taşın hikayesi...!!
| 07 Mayıs 2008 |
|
|
|
Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 119
|
|
|
|
Taşın hikayesi...!!
| 07 Mayıs 2008 |
|
|
Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan &cce...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 124
|
|
|
|
'Çölçiçeği ..(Yeniden yeşermeye VARMISIN)
| 07 Mayıs 2008 |
|
|
ÇÖLÇİÇEĞİ"Çölde açan çiçekİmkansızmışsın bilirim"Çölçiçeği;Artık herşey senin için…İmkansıza ulaşmak için,Hayatımı adadım yoluna.İste geleyim…İste öleyim...Damıttım yüreğime damla damla aşkı,Kimi gecelerin karanlıklarında.İnci diye saçtım ayı,yıldızı,Bu yere düşenler mi gözlerimden,Hasret beklediğin çöl yağmurlari......Damlaları melekler toplayıp getiriyor mu sana?Yüzüm yere donuk,Ellerim semaya.Umudum daha büyüktü,Korkum bir Himalaya...Çöl çiçeği;Seni aradım,Seni sordum divane gibi,Issız çöllerin ayak basılmamış yerlerinde...Üzgünüm,Geç kaldım işte,Geç kaldım Çöl çiçeği.Son insanoğlu'da toprağına ayak bastı.Çöl sıcaklarına dayana...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 82
|
|
|
|
Dolunay'ın Efsanevi Hikayesi...
| 07 Mayıs 2008 |
|
|
|
Çok çok eskiden yeşil bir vadinin içinde bir ırmak kıyısında kurulu bir köy varmış dünyada, taa dünyanın öbür ucunda. Çok eski dedik ya, o zamanlar gündüzleri pek güneşli geçermiş, yağmur yağmadıkça; geceleri hep yıldızlı olurmuş, bulutlar olmadıkça.Köy sakinleri tarımla uğraşırlarmış, hayvanlar avlarlarmış ucsuz bucaksız arazilerinden, sularını kaynağı çok uzakta olan, köylerinin içinden geçen, ırmaktan alırlarmış.Köyde herkes birbirini sever, sayarmış. Köyde bir tek kişinin kalbinde öyle büyük bir sevgi varmış ki bütün köyünküne bedelmiş; Dolun'un İntera'ya olan aşkıymış bu.Kız Dolun'u bilirmişte tanımazmış yakından. Dolun dayanamamış bir gün gitmiş kızın yanına. Sormuş İntera'ya onunla evlenip evlenmeyeceğini. İntera demiş ki Doluna :"Ev...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 192
|
|
|
|
Annenin Gözyaşları....
| 07 Mayıs 2008 |
|
|
|
Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun ona “Anneciğim, anneler günün kutlu olsun” diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı ta...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 47
|
|
|
|
Hasret
| 22 Nisan 2008 |
|
|
|
Hasret Şimdi tarlalarda güneş vardır, Karlar donmuştur otların uçlarında, Artık akşamları dinlenemem Başım avuçlarında. İçi korku dolu kış gecesi Hiç yatağın yok mu sıcak! Dağları dolduran kır çiçeği Hangi rüzgarlar seni koklayacak! Saçlarımı kesip rüzgara atacağım! Ta ki haber götürsün bir gün sana! İçimde bir şeytan var, diyor ki: Aklına ne gelirse yapsana. Ben bu şiiri yazdım atlı talimde
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 68
|
|
|
|
Melek Zamanı 2
| 12 Şubat 2008 |
|
|
|
Dün gece sabaha karşı, odamın duvarı olduğunu bildiğim bir beyazlığa bakarken birdenbire onu gördüm.Bir yerden geliyordu.Henüz gün ağarmamıştı. Geceden boyadığım sözler kurumamıştı.Astığım çamaşırlar nemliydi ve gözlerim nemliydi. O yoktu.Gitmişti.Dağlar, denizler ağlıyordu.Sesimi duymayan kalmadı. O duyamazdı. O çok uzaklara gitti.Birdenbire o boş beyazlıkta, gündüzleri duvarım geceleri yalnızlığım olduğunu söyleyen beyazlığa bakarken onu gördüm.İnce bir boynu vardı.Çok yaşamış genç bir boyun. Kemikli zarif bir burun.İnsanı andıran, kanatsız bir meleği, yeryüzüne düşmüş bir kadını andıran ince gövdesiyle çok yaşamış genç bir kadın.En çok kaybolduğumuzda susarız.Suskunluğunu buna veriyordum. Kesik kesik soluk alıyordu ve incinmişe kırılmışa...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 79
|
|
|
|
Mucize
| 12 Şubat 2008 |
|
|
|
Sally, küçük kardeşi George hakkında anne ve babasının konuşmalarını duyduğu zaman yalnızca sekiz yaşındaydı. Kardeşi çok hastaydı ve onu kurtarabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapmışlardı. George'nin yalnızca çok pahalıya mal olacak bir ameliyatla kurtulma şansı vardı fakat bunun için yeterli paraları yoktu.Babasının, umutsuz bir biçimde annesine şöyle fısıldadığını duymuştu Sally: "Yalnızca bir mucize onu kurtarabilir." Bu sözleri duyar duymaz, usulca kendi odasına yürüdü Sally. Domuz biçimindeki kumbarasını gizlediği yerden çıkartarak içindeki paraları yavaşça yere dökerek saymaya başladı. Yanılgıya düşmemek için tam üç kez saydı kumbaradan çıkardığı bozuk paraları. Sonra hepsini cebine koyarak aceleyle evden çıkıp, köşedeki eczane...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 53
|
|
|
| BLOG SAHİBİ |
|

21
Adıyaman
|
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
| KATEGORİLER |
|
|
| |
| ARŞİV |
|
|
| |
| FAVORİLERİM |
|
|
| |
| |
| |
| |
| |
| |
|