|
İZMİR SUİKASTI
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Giritli Motorcu Şevki'nin 15 Haziran 1926 günü İzmir Valiliğine yaptığı bir ihbarla ortaya çıkarılan Mustafa Kemal'e suikast olayının yeni kurulan cumhuriyette bir iktidar savaşı olduğu bellidir. İktidarı elinde bulunduran kadro kendisine rakip olarak gördüğü bir diğer kadroyu tasfiye etmek için bu olayı kullanmıştır. Dolayısıyla bu tuhaf davanın sanıkları durumuna sokulan ünlü şahsiyetlerin, milli mücadelenin önde gelen paşalarının başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir!Sonuçta çoğu İttihatçı olan 18 kişi idam edilirken Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü dışında milli mücadeleyi yürüten askeri liderlerin hemen tümü şaibeli hale getirilmiştir. Hukuksal olarak nasıl bir skandal veya fiyaskonun cereyan ettiği ise olayın üze...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 50
|
|
|
|
APOELKATWİST.AZBUZ.COM
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Öyle bir ilk yaz ol ki korkut yaprakları, Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları, Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında Ardında savrulsunlar, unut yaprakları. Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar Seninle yeşerdiler, seninle soldular.. Olsunlar senden sonra da umut yaprakları. APOELKATWİST.AZBUZ.COM
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 33
|
|
|
|
MİHRACE NİN ATATÜRKE HEDİYESİ
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Bilindiği gibi Hint halkı, Ulusal Kurtuluş Savaşı'nda, Atatürk'ü ve Türk halkını yalnız bırakmamış ve maddi manevi olarak, Türk halkının yanında yer almışlardı. Kurtuluş Savaşı'ndan yıllar sonra, 1929 yılında, Bir Hintli Mihrace, Atatürk'ü Pera Palas'taki 101 no'lu odasında ziyaret etmeye gelmişti...Mihrace'nin Atatürk'ü hangi amaçla ziyarete geldiği bilinmiyor... Bilinmeyen bir başka nokta da, Mihrace'nin kim olduğudur. Bu güne kadar Mihrace'nin kimliği ile ziyaret sebebi anlaşılamamıştır. Mihrace'nin ziyaretinde anlaşılamayan ve işin içinden çıkılamayan, çok daha ilginç bir başka nokta daha vardır...Mihrace'nin, Atatürk'e sunduğu hediyenin kendisinde de bir sır gizliydi... Bu hediye, altın sırmalı Hint işi bir ipek seccadeydi. Seccadenin ...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 39
|
|
|
|
SİZİDE SEVİYORUM
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Ne güzel şey seni seviyorum demekSevdiğini söyleyebilmek ne güzel...Her baharda, gece gündüz, her saniye SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SEVİYORUM SENİ Diyebilmek ne güzel.. Çünküsü yok, nedeni yok sevmeninZamanı hiç yok,Dakikalar zaman üstü...Utangaç bir gecenin kucağındaYağmurlar vuruyor pencereme,Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarınaGecenin bu çıldırtan yalnızlığındaAşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimdeVe hasretini içimde,SENİ SEVİYORUM Sesini duymak istiyorum uyumadan önceSabahlara kadar konuşmak,Hiç kapatmamak telefonu...Aynı düşlere uyumak sonraVe uyanmak aynı güneşeSENİ SEVİYORUM Daha bir güzelleştim son günlerdeGözlerimin içi parlıyorKabına sığdıramıyorum aşkı.Gülmek geliyor içimdenSokaklarda koşar adım yürümekTanıdık, tanımadık herkes...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 48
|
|
|
|
ATATÜRKÜN YAZDIGI TÜRKİYE HARİTASI
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
1907 yılında Mustafa Kemal arkadaşlarıyla birlikte, ülke sorunlarını konuştuğu bir toplantıda kendisinin çizmiş olduğu ilginç bir harita çıkartır. Orada bulunanların anlattıklarına göre haritanın, Osmanlı İmparatorluğu'nun o zamanki sınırları ile hiç bir ilgisi yoktu. O zaman hiç bir anlam verilemeyen bu harita, şimdiki Türkiye Cumhuriyeti'nin Haritası idi.Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan sadece küçük bir fark vardı: Atatürk'ün bizden ayrılmasını istemediği ve bir türlü razı olmadığı Kerkük'ü de Türkiye topraklarına katmıştı. Daha sonraları Kurtuluş Savaşı kazanılınca, İsviçre'de yapılan Lozan Antlaşması ile Türkiye Kerkük'ten çıkan petrol hakkını satmak zorunda kalmıştır.Mustafa Kemal geleceği bilme gücüne sahip olmasaydı bu haritayı...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 73
|
|
|
|
ATATÜRKÜN GİZEMİ BEDEVİNİN KEHANETİ
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
İtalyanlar uzun süredir elde etmek istedikleri Trablusgarp'a (Bugünkü Libya) 1911 yılında saldırmışlardı. Osmanlı Ordusu Anavatanı'ndan uzakta çarpışıyordu. Bu sıralarda bir grup subay da savaşa katılmak için Bingazi şehrine gidiyordu. Bunların arasında Mustafa Kemal de bulunuyordu.Yolda bir bedeviye rastladılar. Bu adam el falından çok iyi anladığını söyleyerek genç subayların fallarına bakmayı teklif etti. Hepsi avuçlarını gösterdiler. Talihlerini öğrenmek istediler. Sıra Mustafa Kemal'e gelmişti. Önce elini uzatmak istemedi. Arkadaşlarının ısrarı üzerine O da elini bedeviye uzattı.Sarışın subayın elini sert avuçlarına alan bedevi, bu elin çizgilerine bakar bakmaz, yerinden ayağa fırladı ve büyük bir heyecanla haykırmaya başladı:"Sen padi...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 77
|
|
|
|
BUDA DİNİNİN TARİHİ
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Tanrısız bir dinin, Budizm'in kurucusu (M.Ö. 560'a doğru). Kral Suddhodana ile kraliçe Maya'nın oğlu, sonradan Buda (yani «Tanrı'dan esin almış») adını alacak olan bu bilge, M.Ö. VI. yy.'da Hindistan'ın kuzeyinde doğdu. Mutlu bir gençlik dönemi geçirdi ama bir gün, insanların çektiği acıları seyretmek, onun yaşamını altüst edecekti. 29 yaşında, bir incir ağacının altına oturmuş düşünürken, «ilham» geliverdi: her türlü ıstırabın kaynağı, başkalarının olan şeylere göz dikmekti. Ve sağduyunun yolu, en yüce mutluluk hali olan nirvana'ya ulaşmaktı. Bunun için her türlü isteğin kesinlikle yok edilmesi gerekiyordu. Ganj kıyılarının kutsal kenti Benares ve dolaylarında, Buda, tam dört yıl vaazlar verdi. Vaazlarında dile getirdiği ilkeler ölümünden ...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 60
|
|
|
|
GELMİŞ GEÇMİŞ BÜYÜK TÜRK DEVLETLERİ
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Büyük Türk DevletleriBüyük Hun İmparatorluğu/M.Ö. 4. asır - M.S. 48Avrupa (Batı) Hun İmparatorluğu/374-496Ak Hun (Eftalit) İmparatorluğu/4. asır sonları - 577Birinci Göktrük İmpararorluğu/552-582Doğu Göktürk İmparatorluğu/582-630Batı Göktürk İmparatorluğu/582-630İkinci Göktürk İmparatorluğu/681-744Uygur İmparatorluğu/744-840Avrupa Avar İmparatorluğu/6. asır - 805Hazar İmparatorluğu/7. asır - 965Karahanlılar Devleti/840-1042Gazneliler Devleti/962-1187Büyük Selçuklu Devleti/1038-1194Harezmşahlar Devleti/1097-1231Osmanlı Devleti/1299-1922Timurlular Devleti/1370-1506Bâbürlüler (Gürgâniyye) Devleti/1526-1858 DevletlerKuzey Hun Devleti/48-156Güney Hun Devleti/48-216Birinci Chao Hun Devleti/304-329İkinci Chao Hun Devleti/328-352Hsia Hun Devle...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 1230
|
|
|
|
MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİN DE KÜLTÜR VE MEDENİYET
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Müslüman Türk Devletlerinde Kültür ve Medeniyetİlk Müslüman Türk devletlerinden olan Karahanlılar'da, ülkenin doğusunu idare eden büyük hakana Arslan Han adı verilirdi. Onun hakimiyeti altında batı bölgelerini, Buğra unvanını taşıyan diğer bir han idare etmekteydi. Sonra devlet merkezinde hakanlara vekâlet eden, Erkan, Sagun gibi unvanlar alan İligler ve tekin diye anılan şehzadeler geliyordu. Ayrıca bir danışma kurulu vardı. Hükümdarlığı halife tarafından tasdik edilen Gazneli Mahmud, sultan unvanını ilk defa kullanan hükümdar olarak bilinir. Daha sonra bu unvan, bütün Müslüman devlet başkanları tarafından kullanılmıştır. Anadolu Türkmen beyliklerinde, atabeyliklerde de sultan unvanı kullanılmıştır. İslamiyet'te devlet başkanı olan halife,...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 222
|
|
|
|
MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Müslüman Türk Devletleriİtil Bulgarları'ndan sonra ilk Müslüman Türk devletleri, Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular'dı. Karahanlılar, 944 yılında, İslâm'ı resmî din olarak kabul etti. Karahanlılar arasında İslâm dîninin yayıcısı, Abdülkerim Satuk Buğra Han'ın oğlu Musa Baytaş oldu. Karahanlı hükümdarı, 999 senesinde, Abbâsî halifesi tarafından İslâm hükümdarı olarak tanındı. Hakanlığın sınırları, Balasagun, Özkend ve havalisine, Tarım havzasının batı kısmına, Balkaş Gölüne, Hindukuş, Karakurum Dağları dolaylarına kadar yayıldı. Ülke, doğu ve batı diye ikiye ayrılmıştı. Doğu Karahanlılar 1090, Batı Karahanlılar ise 1089'da Selçuklulara bağlandılar. Karahanlılar devrinde, 200 000 çadır Türk halkı, İslâm'ı kabul etmiştir. 962 yılında Alpt...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 21
|
|
|
|
TÜRKLERİN İSLAMA GİRİSİ
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Türklerin İslâmiyet'e GirişiPeygamberimizin, İslâm'ı tebliğiyle birlikte, dünyanın ücra bir köşesinde yaşayan küçük bir kavim, yeni ve büyük bir millet hâline geldi. Meçhul, basit bir hayat süren ve hattâ aşağılanarak yaşayan insanlar, bu dinle birlikte birdenbire, tarihin mümtaz kahraman, fatih ve dâhîleri oldular. Halife Hazret-i Ömer, emrindeki bir avuç Müslüman gâzisiyle 641'de Suriye ve Mısır'ı fethederek, koca Doğu Roma'nın kanatlarını kırdı. 642'de Büyük Sâsânî İmparatorluğunu yıkarak Ceyhun kenarına ulaştı ve Türklerle temasa geçti. Ancak bu devrede İslâm'ın merkezinde Hazret-i Ömer ve yerine geçen Hazret-i Osman'ın şehit edilmeleri ve sonraki yıllarda başlayan iç mücadeleler, 8. yüzyıl başlarına kadar, Türklerle Müslümanların münas...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 766
|
|
|
|
ESKİ TÜRKLERDE MEDENİYET KAVRAMI
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
Eski Türklerde Devlet Teşkilatı, Kültür ve MedeniyetTürk cemiyetinin temeli aile idi. Evlenen kız veya erkek, ailesinden kendi hissesine düşenleri alarak ayrı ev kurardı. Aileden sonraki en büyük sosyal birlik Uruk (sülâle) idi. Uruk veya soylar toplamına ise boy denirdi. Boyların kendilerine ait toprakları, başlarında boy beyleri bulunur, boy beylerini ise aile ve uruk temsilcileri seçerdi. Boylar birleşerek siyasî bir birlik haline gelirse, buna "budun" denirdi. Budunun başına geçen kimseye "han" adı verilirdi. Birden fazla budun bir merkezden idare edilirse, buna "il" denilmekteydi ki, bugünkü "devlet" teriminin karşılığıdır.Türklerin en belirgin özelliklerinden biri, kuvvetli bir teşkilâtçılık yeteneğine sahip olmalarıdır. Yaşadıkları h...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 168
|
|
|
|
İSLAMİYETTEN ÖNCE TÜRKLER
| 28 Ekim 2007 |
|
|
|
İslâmiyetten Önce TürklerTürkler, dünyanın en eski, asil, büyük devletler kurup, pek çok ünlü şahsiyetler yetiştiren medenî milletlerinden biridir. Türkler, Nuh peygamberin oğullarından Yâfes'in Türk adlı oğlunun neslindendir. Tarihî şahıs, boy ve millet adlarının oluşumuna göre, Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töreli, töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manâlarında kullanılmaktadır.Coğrafî ad olarak Turkhia (Türkiye) tabiri i...
(devamı)
|
|
Görüntülenme: 21
|
|
|
| BLOG SAHİBİ |
|

23
Adana
|
|
|
| |
|
|
| |
|
|
| |
| KATEGORİLER |
|
|
| |
| ARŞİV |
|
|
| |
| FAVORİLERİM |
|
|
| |
| |
| |
| |
| |
| |
|